MALTEPE MİTİNGİNDE HERKES ADIYLA/TALEPLERİYLE BELİRTİLDİ, KÜRTLER HARİÇ!

Kılıçdaroğlu uzun adalet yürüyüşü bugün akşam üzeri Maltepe mitingi ile tamamladı. Miting beklenen kalabalıktaydı.

Sinan Çiftyürek / Yazarın diğer yazıları için tıklayınız

"Hak-hukuk-adalet" istiyoruz diye başlayan konuşmasında, Kılıçdaroğlu kimler için yürüdüklerini şöyle sıralıyor; tutuklu vekiller, tutuklu gazeteciler, üniversiteden atılanlar, çocuk ve kadın işçiler, hapisteki askerler, erler, Mavi Marmara şehitleri, açlık grevinde olanlar, iş dünyası, Şehit ve Gaziler…için "yürüdük" derken hak-hukuk-adaletin en büyük mağduru Kürtlerden tek kelimeyle söz etmemesi düşündürücü.

Kılıçdaroğlu'nun adlarını tek tek belirterek andığı kesimler için "yürüdük" demesi doğrudur, eksik, dahası yanlış olan ve en başta anması gereken Kürtler ile taleplerini hiç ama hiç belirtmemesidir.

Kılıçdaroğlu konuşmasında zulme uğrayanları tek tek belirtirken ve "zulme karşı durmak namus borcumuzdur" derken de aynı ürkek ve ayrımcı tutumu sergiliyor. Derler "Allahtan" korkun Kılıçdaroğlu! Bu memlekette 100 yılı aşkındır kim zulümlerin anasını gördü? Kim zulümden de çok öteye olan katliam ve soykırımlara uğradı? Kürtler! Onlarca seçilmiş belediye başkanı kimin? Kürtlerin! Halen mezarları dahi bulunmayan Şeyh Said, Seyid Rıza, Roboski, Sur, Cizre, Nusaybin, Ceylan Önkol başta olmak üzere katledilen onlarca çocuk, Tahir Elçi… bunlar nerede yaşandı? Kürdistan'da! Peki bunlar zulmün dorukları değil miydiler? Öyle! O halde neden zulüm görenler arasında tek kelimeyle de olsa Kürtler de anılmıyor?

Kılıçdaroğlu konuşmasını bitirirken "bu memlekete birinci sınıf demokrasiyi mutlaka getireceğiz" demesi de elbette söylem olarak iyi ama Kürt meselesine çözüm getirmeden nasıl getireceğin? Çözüm bir yana adını bile telaffuz etmeye cesaret edemediğin Kürt meselesini göğüslemeden demokrasiyi nasıl getireceğin?

AKP, Erdoğan Kürtlerin evini tankla topla başlarına yıktı, bu biliniyor. Ve bir şey daha biliniyor, dün aynı AKP "Kürtler var", "Kürt sorunu benim sorunum" diyebilmişti. Kılıçdaroğlu ise Kürtlerin adını anmamak için özel bir çaba harcıyor bu haliyle memlekete "birinci sınıf demokrasiyi" nasıl getirecek?

Kılıçdaroğlu konuşmasının sonunda orada bulunan halka okuyup onaylattığı çağrı metnindeki 10 maddelik talep ve isteklerini de şöyle sıralıyor:

"1- 15 Temmuz darbe girişimini açık bir şekilde lanetliyoruz. 249 şehidimizin aziz hatırası ve 2301 gazimiz için FETÖ terör örgütünün siyasi ayağı ortaya çıkarılmalı ve gerçek darbecilerden hesap sorulmalıdır.
2- İktidar tarafından 20 Temmuz'da getirilen OHAL ile biz buna sivil darbe diyoruz yasama yürütme ve yargı tek elde toplanmıştır. OHAL bir an önce kaldırılmalıdır.
3- Yargıyı siyasetin emrine vermek demokrasiye ihanettir. Kolektif suç gibi insan haklarına aykırı uygulamalardan vazgeçilmelidir.
4- OHAL mağdurlarının yargıya erişim ve sosyal güvenlik haklarını kısıtlayan tüm uygulamalara son verilmelidir.
5- FETÖ ile hiçbir ilişkisi bulunmayan ama sırf hükümete muhalif olduğu için görevlerinden alınan akademisyenler görevlerine dönmeli ve tutuklu milletvekilleri serbest bırakılmalıdır.
6- Mesleklerini yaptıkları için tutuklu bulunan gazeteciler serbest bırakılmalıdır.
7- OHAL ortamında ve devlerin tüm imkanları seferber edilerek yapılan anayasa değişikliği gayrimeşrudur. Bu bir mühürsüz seçimdir. Türkiye gayrimeşru bir anayasa ile yönetilemez, yönetilmemelidir.
8- Demokratik parlamenter sistem üzerindeki her türlü vesayet kaldırılmalıdır. Eğitimde laiklik ilkesinin aşındırılmasına son verilmelidir.
9- Sadece hukuk alanında değil toplumsal alanın tüm alanlarında adaletsizlik devam etmektedir. Yoksulluk, yaygın şiddet, terör gibi sorunlara karşı ortak irade geliştirilmelidir. Toplumsal adaletsizliğin en vahimlerinden olan kadın hakları konusunda ayrımcılığın önüne geçilmelidir.
10- Son zamanlarda uygulanan saldırgan dış politika ülkemiz içindeki sorunları da kökleştirmiştir. Türkiye coğrafyasındaki tüm halklara  kardeşçe yaklaşan adilane bir dış politikaya dönüş yapmalıdır." diyor.

Bu talepler genel olarak burjuva demokratik taleplerdir ve dile getirmesi de olumludur! İyi de Kürt meselesi, Kürtlerin anadilde eğitim talepleri burjuva demokratik bir talep değil midir? Kürtler ve talepleri sahiplenilmeden hiçbir demokratik meselenin çözümlenemediğini on yıllardır yaşanarak görürlüğü halde neden yüksek sesle bu mesele de dile getirilmedi?

09.07.2017

canbegyekbun@hotmail.com

 

 

RSS Feed

rojnameyanewroz.net

IFTTT
Blogger tarafından desteklenmektedir.