“Nuriye ve Semih 14 Eylül’ü karşılayamaz, kas yıkımları başladı”..!

Nuriye Gülmen ve Semih Özakça'yı cezaevinde ziyaret eden Çağdaş Hukukçular Derneği Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı, "Nuriye ve Semih ölmeye çalışmıyorlar. Açlık grevi yapıyorlar. İnfaz idaresi Nuriye ve Semih'in hekim seçme hakkını elinden alarak aslında onları ölüm orucuna zorluyor" dedi

Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edilen akademisyen Nuriye Gülmen ile öğretmen Semih Özakça'nın, "İşimi geri istiyorum" talebiyle başlattığı açlık grevi 120'nci gününe girdi. Sincan F Tipi Kapalı Cezaevi'nde tutulan Gülmen ve Özakça'nın sağlık durumu ve hukuki durumuna ilişkin KHK ile kapatılan Çağdaş Hukukçular Derneği Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı dihaber'e bilgi verdi.

En son 2 gün önce Gülmen ve Özakça'yı ziyaret eden Kozağaçlı, 1983'ten 2007'ye kadar olan süreçteki açlık grevlerine tanık olduklarını ve açlık grevinin 120'nci günden itibaren insan bedeninde nasıl sorunlar yaratabileceğini deneyimlediklerini söyledi. Gülmen ve Özakça'nın sağlık sorunlarına ilişkin bilgi veren Kozağaçlı, şu açıklamalarda bulundu:

Nuriye ve Semih'te kas yıkımı başladı. Çok halsizler. Havalı yatak talebimiz hastane idaresi tarafından reddedildi. Dolayısıyla önemli bir biçimde yatak yarası tehdidi altındalar. Ağrılardan yanmalara, kulak çınlamasından duyma bozukluğuna, hareket kısıtlılığına kadar birçok sağlık sorunları var. Bir süredir tekerlekli sandalye kullanıyorlar zaten. Çünkü yürüme çok kas gücü gerektiren bir iş ve onların kasları çok zayıf. Kilo kaybının dış görüntüye etkisi tabi bizler açısından çok üzücü. Her ikisi de 20 kilonun üzerinde kaybettiler. Ve bunu ellerinden yüzlerinden fark edebiliyoruz. Yine saç dökülmesi gibi ağrı gibi çok belirgin semptomlar da var. Fiziksel olarak her geçen gün onları bir parça daha yorgun bir parça daha yıpranmış görüyoruz. Fiziksel durumlarındaki kötülük artarak devam ediyor. 20 kilo vermiş halleriyle çoğu insan onları gördüklerinde tanıyamayabilir.

"Kan tahlili gerekiyor"

Gülmen ve Özakça'nın yasal olan hekim seçme hakkının engellendiğini ve bu konuda Adalet Bakanlığı'na yaptıkları başvuruların reddedildiğini vurgulayan Kozağaçlı, her ikisinin de sağlık durumlarını tehdit eden unsurun ise akut sorunlarını ölçememeleri olduğunu aktardı. Kozağaçlı, "Daha önce insanlar açlık grevinin 200'üncü günlerini de gördüler. Ama 60'ıncı gününde ölen müvekkillerim oldu. Yani kalpleri, böbrekleri nasıl? Karaciğer fonksiyonları nasıl bunları anlayabilmemiz için ancak kan tahlili gerekiyor. Çok etkili doktor muayeneleri gerekiyor" dedi.

"40 gündür hekim kontrolü yapılmadı"

Sözlerinin devamında Gülmen ve Özakça'ya 40 gündür hekim kontrolü yapılmadığını aktaran Kozağaçlı, "Nuriye ve Semih ölmeye çalışmıyorlar. Açlık grevi yapıyorlar. Bu bir ölüm orucu eylemi değil. Seslerini duyurmak için açlık grevi yapıyorlar. Güvendiği hekimler onlara yaşam tehlikesi doğduğunu söyledikleri anda bunu bırakabilecek durumdalar. Ve hatta bırakmalılar elbette. Çünkü ölmeye çalışmıyorlar. Dolayısıyla Nuriye ve Semih de bilmiyorlar nasıl bir durumda olduklarını. Biz de bilmiyoruz. İnfaz idaresi bu tutumuyla Nuriye ve Semih'in hekim seçme hakkını elinden alarak aslında onları ölüm orucuna zorluyor" diye belirtti.

Kozağaçlı, konuyla ilgili hem Anayasa Mahkemesi (AYM) hem de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM)başvurduklarını ancak bir gelişmenin olmadığının altını çizdi.

"Sorunlu olmayan tek şey bilinçleri"

Gülmen ve Özakça'nın cezaevinde çok önemli zorluklar yaşadığını dile getiren Kozağaçlı, şöyle devam etti:

Örneğin tuvaletler alaturka ama onlar artık bu tuvaletleri kullanabilecek durumda değil. Tüm bunlara rağmen Gülmen ve Özakça'nın sorunlu olmayan tek şeyi bilinçleri. Bilinçleri son derece açık. Okuyorlar. Artık daha az yazabiliyorlar. Ve avukat görüşmelerindeki oryantasyonları iyi. Bizimle bir saate kadar yakın sohbet edebiliyorlar her gün. Umutlarında ve neşelerinde bir kayıp yok, inanıyorlar işlerine döneceklerine, kararlılar.

"Haftasonu AHİM'den gelişme bekliyoruz"

Kesinleşmiş olan tutukluluğa itiraz ederek AYM'ye tedbir talebiyle başvurduklarını ve kendilerine 8 gün sonra dönüş yapıldığını aktaran Kozağaçlı:

AYM meselenin özünü kavramaktan son derece uzak bir cevap verdi. 'Hayati bir tehlikede olurlarsa onlara müdahale edecek ambulans ve doktor var hapishanede. Dolayısıyla tahliye edilmeleri acil bir durum değil' şeklinde cevap verdi. Oysaki biz 75 gün dışarıda sürmüş bir açlık grevinin tutuklama yoluyla koşullarının ağırlaştırıldığını iddia ediyoruz. AİHM'e başvurularımız devam ediyor. Bu hafta sonuna kadar AİHM'den gelişmeler bekliyoruz

"Nuriye ve Semih 14 Eylül'ü karşılayamaz"

Şuanda hukuksal açıdan hem tutuklamayla ilgili hem de işe iade ile ilgili bir yol almadıklarını belirten Kozağaçlı:

Bir kamu davası açıldı. Bütün soruşturmalar birleştirildi ve Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi 137 esasındaki dosyaya 14 Eylül'e duruşma günü verdi. Nuriye ve Semih'in 14 Eylül'ü açlık grevinde karşılaması mümkün değil. Bu kadar uzun bir süre hayatta kalamazlar. Aslında tam bir sivil ölüm hali. Yargıya gidemiyorsunuz. Nuriye ve Semih de böyle bir sivil ölüme karşı açlık grevi başlattı.

"Toplumsal muhalefet Nuriye ve Semih'i sahiplenmeli"

Çözümün hükümetin Gülmen ve Özakça'yı işe iade etmeleri ve açlık grevinin sonlanması olduğunu dile getiren Kozağaçlı şu çağrıda bulundu:


Toplumsal muhalefet kitlesel bir biçimde Nuriye ve Semih'i sahiplenip onları hapishaneden çıkartıp taleplerinin etrafında güçlü bir hat oluşturursa Nuriye ve Semih'e ancak o zaman şunu söylemeye hakkımız olduğunu söyleyebiliriz: 'Lütfen artık ölmeyin sizinle birlikte bizim de mücadele etmemize izin verin. Birlikte gösteriler yapalım, yürüyüşler yapalım gerekirse birlikte açlık grevi yapalım; ama artık siz buna ara verin.' Şu anda Nuriye ve Semih'e bunu söylemeye hakkımız olduğunu düşünmüyorum. Biraz daha güçlü ve etkili bir muhalefet inşa etmeliyiz. Hükümet onları gözden çıkarttı ya da acımasızca davranıyor diye biz de ölümlerine razı olacak değiliz.


RSS Feed

halkinbirligigncelhaber

IFTTT
Blogger tarafından desteklenmektedir.